
Görmek İçin Gitmek Gerekir: Liderlikte Gemba Yaklaşımı
Yazan: TOLGA AKAGÜN
“Doğrudan gözlemin yerini hiçbir şey tutmaz.”
Jeffrey K. Liker’ın Toyota’da Liderliği Öğrenmek adlı kitabında geçen bu sade ama güçlü ifade, yalnızca üretim hatları için değil, tüm liderlik pratikleri için geçerliliğini koruyor.
Bugün, çok sayıda yönetici kararlarını raporlara, grafiklere, KPI (Key Performance Indicators) tablolarına ve yöneticilerden gelen özet bilgilere bakarak veriyor. Ancak asıl gerçeklik, tablonun arkasında, yerinde, sahada, yani gembada gizli. Japonca’da “gerçek yer” anlamına gelen gemba, yalın yönetim kültürünün kalbinde yer alıyor: Olayların gerçekten yaşandığı yere gidin, gözlemleyin, anlayın ve öyle karar verin.
Toyota’nın başarısında bu yaklaşımın etkisi büyüktür. Mühendisler sadece toplantı salonlarında değil, üretim hattında, çalışanların yanı başında gözlem yaparak süreçleri anlamış, hataları yerinde analiz etmiş ve çözümleri sahadan üretmiştir. Toyota’nın liderleri “gözle görmeden hüküm verme”z. Bu sadece teknik bir detay değil; aynı zamanda kültürel bir disiplindir.
Türkiye’de de bu yaklaşıma yönelen kurumlar artıyor. Örneğin ASELSAN ve TUSAŞ gibi savunma sanayi kuruluşlarında, yöneticilerin saha gözlemlerine ağırlık verdiği, teknik süreçleri yerinde deneyimlemeye özen gösterdiği biliniyor. Bir başka örnek: Arçelik’in bazı üretim tesislerinde yöneticilerin haftalık olarak sahaya inmesi, yalın üretim felsefesiyle uyumlu şekilde sorunları yerinde çözmeleri, üretim verimliliğini doğrudan etkileyen bir dönüşüm sağladı.
Dünya çapında da benzer örnekler dikkat çekiyor. Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, müşteri hizmetleri departmanında düzenli olarak çalışmış ve çalışanlarla birlikte sahada zaman geçirmiştir. Starbucks CEO’su Howard Schultz ise baristaların çalışma şartlarını gözlemlemek için şubelerde görev almıştır. Her iki liderin de sahada edindiği deneyim, stratejik kararlara doğrudan yansımıştır.
Bu yaklaşım, yalnızca üretim veya operasyonel alanlarla sınırlı değildir. Bir okul müdürünün sınıf ziyaretleri, bir hastane yöneticisinin hasta odalarını gezmesi, bir otel yöneticisinin mutfakta gözlem yapması… Hepsi aynı ilkeye dayanır: Gerçek bilgiyi, gerçek yerde edin.
Çünkü masa başında alınan kararlar, her zaman sahadaki gerçeklerle örtüşmez. Gerçek liderlik, görünmeyeni görmek, duyulmayanı duymak ve bilinmeyeni yerinde fark etmektir.
Bugün yöneticilerin ve lider adaylarının kendine sorması gereken soru şudur:
“Son kez ne zaman sahaya indim? Gerçeklerle ne zaman yüzleştim?”
Kararlarımızın daha sağlam, ekibimizin daha güçlü, süreçlerimizin daha verimli olmasını istiyorsak; veriye değil, önce gözlemlerimize güvenmeliyiz.
Unutmayalım: Görmek için gitmek gerekir.

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.