
Liderlikte Duygusal Zekâ: Zekâdan Fazlası Gerekiyor
Yazan: TOLGA AKAGÜN
Bir yöneticiyi iyi bir lider yapan şey nedir?
Sadece bilgi, deneyim ya da teknik uzmanlık mı? Yoksa bir liderin asıl gücü, insanların duygularını anlayabilme, yönlendirebilme ve bu duygu iklimi içinde güven yaratabilme becerisi midir?
Son yıllarda iş dünyasında, özellikle liderlik kavramı yeniden tanımlanıyor. Artık bir liderden sadece stratejik kararlar alması değil; ekibini anlaması, empati göstermesi ve duygusal bağ kurabilmesi de bekleniyor. İşte bu noktada duygusal zekâ, liderliğin görünmeyen ama en güçlü yapıtaşlarından biri hâline geliyor.
Duygusal Zekâ Nedir?
Duygusal zekâ (EQ), bireyin kendi duygularını tanıma, anlama, yönetme ve aynı zamanda başkalarının duygularını algılama ve yönlendirme becerisidir. Daniel Goleman’ın çığır açan tanımına göre; başarılı liderler, yalnızca IQ’su yüksek olanlar değil, EQ’su yüksek olanlardır. Çünkü iş ortamında başarının temelinde ilişkiler yatar; ilişkilerin temelinde ise duygu yönetimi vardır.
Liderlikte EQ’nun Beş Boyutu
Goleman duygusal zekâyı beş temel bileşende ele alır:
- Kendini Tanıma: Liderin kendi duygularının farkında olması.
- Duygularını Yönetme: Stres, öfke veya hayal kırıklığı gibi duyguları denetleyebilme.
- Motivasyon: Kişisel hedeflere odaklanabilme ve zorluklara rağmen devam edebilme gücü.
- Empati: Başkalarının duygularını anlayabilme ve buna uygun davranış sergileyebilme.
- Sosyal Beceriler: Takım çalışmasını teşvik etme, çatışmaları çözme ve güven inşa etme.
Bu beş unsur, bir liderin sadece yöneten değil, yönlendiren, destekleyen ve ilham veren bir figür olmasını sağlar.
Türkiye’den Bir Örnek: Güler Sabancı
Sabancı Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Türkiye’de duygusal zekâ temelli liderliğin önde gelen örneklerinden biridir. Ekibini dinleyen, toplumsal sorumluluğa önem veren, çalışanların potansiyelini açığa çıkaran liderlik tarzı, yüksek performansla insan odaklılığı aynı potada eriten bir yapıdadır. Bu yaklaşım sadece kurum içi başarıyı değil, kurum dışındaki saygınlığı da artırır.
Dünyadan Bir Bakış: Satya Nadella ve Microsoft Kültürü
Microsoft’un CEO’su Satya Nadella, duygusal zekâyı teknoloji devine entegre etmeyi başarmış bir lider. Göreve geldiği 2014’ten sonra şirket kültürünü “rekabetçi” olmaktan çıkarıp “öğrenen organizasyon” yapısına dönüştürdü. Çalışanlara hata yapma ve öğrenme hakkı tanıyan bu iklim, empatiyi ve insan ilişkilerini önceleyen bir liderlik anlayışının ürünüdür.
Güven Ortamı Olmadan Takım Olmaz
Liderin duygusal zekâsı, ekip içindeki güven düzeyiyle doğrudan ilişkilidir. Çünkü insanlar, ancak kendilerini güvende hissettikleri ortamlarda potansiyellerini ortaya koyabilir. Duygularını ifade edebilen, empatiyle yaklaşan bir lider, ekip üyelerinin yaratıcı düşünmesini ve risk almasını cesaretlendirir. Aksi hâlde, sessiz kalınır, geri çekilinir ve en kötüsü, öğrenme kültürü oluşmaz.
Kriz Anlarında Liderlik Test Edilir
Duygusal zekânın liderlikteki gerçek değeri, kriz anlarında ortaya çıkar. Pandemi döneminde bazı liderler çalışanlarına önce hedefleri hatırlattı; bazıları ise önce “iyisiniz değil mi?” diye sordu. Bu küçük gibi görünen fark, çalışan bağlılığını, sadakatini ve üretkenliğini belirleyen büyük bir etkendir. Çünkü kriz anları, liderin sadece ne yaptığıyla değil, nasıl hissettirdiğiyle hatırlanır.
Liderlik Bir Kalp İşidir
Bugünün liderleri, yalnızca zekâlarıyla değil, yürekleriyle de yol göstermelidir. Duygusal zekâ, liderliğin insan yüzünü temsil eder. Ve unutmamak gerekir ki, insanlar her zaman ne söylendiğini değil, onlara nasıl hissettirildiğini hatırlar.
Bu yüzden: Liderlik sadece bir pozisyon değil; duyguya, güvene ve insana yatırım yapma sanatıdır.
#liderlik #duygusalzeka #empati #insanodaklıliderlik #krizyonetimi #etkiliiletişim #işhayatı #kurumkültürü #satyanadella #gülersabancı #organizasyonelbaşarı #liderlikyaklaşımları

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.