Ormanların Korunmasında İnsan Sorumluluğu

Tolga AKAGÜN



Ormanlar yalnızca ağaç toplulukları değil; suyun, havanın, toprağın ve canlıların yaşam sigortasıdır. Onları korumak, aslında kendi geleceğimizi korumaktır. Ancak bu görev yalnızca devlet kurumlarına bırakılacak kadar dar bir sorumluluk değildir. Her bireyin, her kurumun ve her toplumun bu mirasa sahip çıkması gerekir.

Yangınla Mücadele: Önceden Hazırlık, Sonrasında Hayat

Bir orman yangını başladığında dakikaların bile değeri vardır. İşte bu yüzden erken uyarı sistemleri ve gözetleme kuleleri hayati önem taşır. Teknolojinin sunduğu imkanlarla uydu takibi yapılabilir, yangın şeritleriyle ateşin yayılması engellenebilir. Fakat işin insani boyutu da vardır: Gönüllü eğitim programları sayesinde halkın bilinçlenmesi, yangın çıktığında ilk müdahalenin etkin olmasını sağlar. Çünkü ormanı korumak, yalnızca bir meslek grubunun değil, hepimizin görevidir.

Erozyon ve Sel: Ormanların Sessiz Görevi

Dağ yamaçlarını düşünün… Eğer ağaçlar kökleriyle toprağı tutmazsa, yağmurla birlikte toprak kayar, seller oluşur, köyler ve şehirler zarar görür. Orman örtüsü aslında görünmeyen bir kalkan gibidir. Dere yataklarının ağaçlandırılması, toprağın yerinde kalmasını sağlar. Bu nedenle erozyonla mücadele sadece mühendislik projeleriyle değil, aynı zamanda doğal dengeyi korumakla mümkündür.

Kaçak Kesim ve Avcılık: Hukukun ve Vicdanın Ortak Savaşı

Kaçak kesim yalnızca birkaç ağacın kaybı değildir; bütün bir ekosistemin dengesini bozar. Aynı şekilde kontrolsüz avcılık, ormanın içindeki zinciri koparır. Hukuki yaptırımlar bu yüzden caydırıcı olmalı, ama tek başına yeterli değildir. GPS destekli izleme sistemleri, uydu takipleri ve saha denetimleri, teknolojiyi doğanın hizmetine sunar. Bunun yanında, bireysel vicdanın ve toplumsal bilincin de uyanık olması gerekir. Ormanı korumak, bir cezadan korkmak değil, gelecek nesillere olan borcumuzu ödemek demektir.

İklim Değişikliği: Ormanların Küresel Rolü

Bugün iklim krizinden söz ettiğimizde, en güçlü müttefiklerimiz yine ormanlardır. Onlar karbonu depolayarak dünyanın nefes almasını sağlar. Karbon kredisi sistemleri, bu çabayı ekonomik olarak da teşvik edebilir. Ancak en önemli gerçek şudur: Her dikilen fidan, küresel ısınmaya karşı küçük ama etkili bir direniştir. Ormanı kaybeden bir ülke, aslında iklim direncini de kaybeder.

Ormanların korunması bir devlet politikası olduğu kadar, bir toplumsal bilinç meselesidir. Yangınlara karşı hazırlık, erozyon ve sele karşı doğal koruma, kaçak kesim ve avcılıkla mücadele, iklim değişikliğiyle savaş… Bunların her biri, doğayla olan ortak yaşam sözleşmemizin bir parçasıdır. Bu sözleşmeye sadık kalmak, hem bugünün hem de yarının en büyük borcudur.