Tolga AKAGÜN

Her yaz aynı manzarayla karşılaşmıyor muyuz? Popüler tatil beldeleri kalabalık, plajlarda adım atacak yer yok, restoranlarda uzun kuyruklar… Turizm verileri bunu doğruluyor: Türkiye’ye yönelik seyahat rezervasyonları bu yaz %272 artış göstermiş. Bu rakam bir başarı hikâyesi gibi görünse de, tatilcilerin büyük bir kısmı artık “kalabalığın gölgesinde” dinlenmek istemiyor.
İşte burada yeni bir eğilim ortaya çıkıyor: detour yaklaşımı. Yani herkesin akın ettiği destinasyonların hemen yanı başında, daha sakin ama en az onlar kadar değerli rotalara yönelmek. Çeşme’nin gölgesinde kalan sessiz köyler, Gelibolu’nun sadece tarihiyle değil, doğasıyla da sunduğu huzur, Trakya’nın üzüm bağları ve taşra atmosferi… Artık tatil anlayışımız sadece deniz-kum-güneş üçlüsünden ibaret değil. İnsanlar, kalabalıktan kaçıp kendilerine nefes alacak alanlar arıyor.
Bu eğilimi biraz daha yakından düşündüğümüzde, aslında sadece bir “trend” değil, yaşam biçimine dönüşen bir arayış görüyoruz. Tatil, artık sadece bir tüketim pratiği değil; ruhu dinlendiren, kendini yeniden keşfetmeye imkân veren bir deneyim. Sessiz sokaklarda yürüyüş yapmak, köy kahvesinde çay içmek, yerel üreticiden peynir ya da şarap satın almak, bir şehrin sadece turistik yüzünü değil, gerçek kimliğini tanımamızı sağlıyor.
Ege ve Marmara bölgelerinde bu tür alternatif rotaların ön plana çıkması tesadüf değil. Hem büyük şehirlere yakınlıklarıyla ulaşım kolaylığı sağlıyorlar hem de keşfedilmeyi bekleyen otantik hikâyeler sunuyorlar. Bir başka deyişle, kalabalığın içinde yorulmak yerine, az bilinen rotalarda dinginleşmek mümkün.
Turizmin geleceği, belki de tam burada gizli: Kitle turizminin gürültüsünden uzaklaşıp, “sessiz destinasyonlarda” yeniden insan olmayı hatırlamak. Çünkü bazen en iyi tatil, en az bilinen duraklarda başlar.
Turizm #TravelTrends #AlternatifTurizm #Ege #Marmara #SürdürülebilirTurizm #Detour #YerelDeneyim #Turizm2025

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.