Lagom Yaşam Felsefesi: Hayatı Ölçülü Yaşamak

Tolga AKAGÜN



Hayatın temposu her geçen gün hızlanıyor. Teknolojinin getirdiği kolaylıklar, bir yandan bize zaman kazandırırken, diğer yandan sürekli “daha fazlasını” istememize yol açıyor. Daha çok iş, daha çok eşya, daha çok başarı… Ama acaba gerçekten ihtiyacımız olan bu mu? İşte tam bu noktada İsveç’ten çıkan “lagom” felsefesi bize önemli bir cevap veriyor: “Ne fazla, ne eksik, tam kararında.”

Lagom, İsveç kültüründe yüzyıllardır var olan bir yaşam anlayışı. Kelime olarak “tam yeterli” anlamına geliyor. İsveçlilerin huzurlu, dengeli ve sürdürülebilir bir yaşam tarzı kurmalarının ardında bu anlayış var. Onların günlük alışkanlıklarından, iş yaşamına bakışına ve doğa sevgisine kadar pek çok alanda lagom’un etkilerini görmek mümkün.

Fazla Olanın Ağırlığı, Eksik Olanın Boşluğu

Lagom, bize aşırılıkların yükünden kurtulmayı öğretiyor. Daha fazla tüketmek için çabaladığımızda hayatımızda huzur yerine stres artıyor. Daha azına razı olduğumuzda ise kendimizi yetersiz hissediyoruz. Oysa gerçek denge, ikisinin ortasında.

Bunu en net şekilde tüketim alışkanlıklarımızda görebiliriz. Türkiye’de son yıllarda artan “minimal yaşam” eğilimleri aslında lagom’a oldukça yakın. Mesela, şehir hayatında birçok insan küçük evlerde yaşarken fazla eşyaları elden çıkarmayı, daha sade bir düzen kurmayı tercih ediyor. Bu, yalnızca maddi bir rahatlama değil; ruhsal bir ferahlık da sağlıyor. İsveçliler de evlerinde sade mobilyalar, işlevsel tasarımlar ve doğadan gelen renklerle huzurlu alanlar yaratıyor.

İş Hayatında Lagom: Fazla Çalışmak mı, Dengeli Çalışmak mı?

Türkiye’de sıkça duyduğumuz bir şikâyet var: “Çalışıyoruz ama yaşayamıyoruz.” Özellikle büyük şehirlerde iş hayatı insanları tüketiyor. Oysa İsveç’te çalışanlar, lagom’un etkisiyle daha dengeli bir iş temposu kuruyorlar. Mesai saatleri Türkiye’ye kıyasla daha kısa, fazla mesai kültürü çok düşük, yıllık izinler ise oldukça uzun. Bunun sonucu olarak iş verimliliği artıyor çünkü çalışanlar yorgun değil, dinlenmiş oluyor.

Türkiye’de bazı şirketler de bu yaklaşımı örnek almaya başladı. Özellikle teknoloji firmalarında “esnek çalışma saatleri” ya da “uzaktan çalışma” modelleri, çalışanların hayatına lagom bakış açısını getiriyor. İstanbul’da faaliyet gösteren bazı girişim şirketleri, ofis içinde sosyal alanlar oluşturup çalışanların gün ortasında mola vermesine imkân sağlıyor. Bu anlayış, sadece bireysel mutluluğu değil, iş kalitesini de yükseltiyor.

Sosyal İlişkilerde Lagom

Lagom sadece bireysel yaşamı değil, sosyal ilişkileri de düzenleyen bir felsefe. İsveçliler için sosyal yaşamda da “fazla” olmak hoş karşılanmaz. Aşırı gösteriş, fazla konuşmak ya da sürekli dikkat çekmeye çalışmak yerine, daha ölçülü, daha dengeli bir yaklaşım tercih edilir.

Türkiye’de de aslında bu yaklaşımı halk arasında sıkça görürüz. Anadolu kültüründe “orta yolu bulmak”, “itidalli olmak” gibi değerler lagom’un ruhuna çok yakın. Bir aile sofrasında herkesin yemeği paylaşması, bir mahalle kültüründe komşuların birbirine fazla yük olmadan destek olması, hep bu dengeyi gösterir.

Doğayla Uyum: Lagom’un En Güçlü Tarafı

İsveçliler doğaya karşı büyük bir sorumluluk hisseder. Evlerde enerji tasarrufu yapmak, toplu taşımayı tercih etmek, geri dönüşüme önem vermek günlük hayatın sıradan parçalarıdır. Bu da lagom’un çevreyle uyumlu tarafını gösterir.

Türkiye’de de son yıllarda doğayla uyumlu yaşam arayışları artıyor. Ekolojik köyler, organik pazarlar, sıfır atık projeleri ve güneş enerjisi yatırımları lagom felsefesine yakın uygulamalar. Örneğin, Bursa ve İzmir çevresinde kurulan ekolojik köylerde insanlar şehir hayatının hızından uzaklaşıp “tam kararında” bir yaşam sürmeye çalışıyor. Dünya genelinde ise İsveç, Norveç ve Finlandiya gibi İskandinav ülkeleri lagom’un doğal uzantısı olan sürdürülebilir yaşam konusunda öncü konumda.

Lagom ve Mutluluk İlişkisi

Dünya Mutluluk Raporu’na göre İsveç, her yıl en mutlu ülkeler arasında yer alıyor. Bunda yalnızca ekonomik refahın değil, lagom felsefesinin de etkisi var. Çünkü mutluluk, yalnızca büyük başarılarda değil, küçük şeylerde bulunuyor: Bir fincan kahve eşliğinde dost sohbeti, doğada yapılan kısa bir yürüyüş, sade ama huzurlu bir ev düzeni…

Türkiye’de de mutluluk, genellikle aile ve arkadaş çevresinde bulunur. Bir yaz akşamı sahilde yapılan yürüyüş, bir mahalle kahvesinde dostlarla edilen sohbet ya da köyde toplanan ürünlerin paylaşılması… Bunlar aslında tam anlamıyla lagom’un hayatımıza dokunduğu anlar.

Bugün İçin Bir Rehber

Lagom, bize şu mesajı veriyor:

Hayatı daha sade,

İlişkileri daha dengeli,

Çalışmayı daha ölçülü,

Tüketimi daha bilinçli yaşarsak, mutluluğa daha çok yaklaşırız.

Bu felsefe, modern dünyanın telaşına karşı güçlü bir alternatif sunuyor. Türkiye’de de bireylerin ve kurumların bu anlayışı benimsemesi, daha sağlıklı, daha sürdürülebilir bir toplumun kapısını aralayabilir.

Lagom #YaşamFelsefesi #Denge #Sadelik #Mutluluk #Sürdürülebilirlik #İşYaşamDengesi #İsveçKültürü #Türkiye