WWF: Doğanın Sessiz Savunucusu

Tolga AKAGÜN



Dünyanın dört bir yanında, bazen tropikal yağmur ormanlarının derinliklerinde, bazen okyanusların mavi dalgalarında, bazen de bizim evimizin hemen yakınındaki kıyılarda bir mücadele sürüyor. Bu, doğanın sessiz ama kararlı savunucularının mücadelesi. Ve bu mücadelede en önemli küresel aktörlerden biri WWF – World Wide Fund for Nature.

Bir Panda ile Başlayan Yolculuk

WWF, 1961 yılında İsviçre’nin Morges kentinde kuruldu. O dönemde, dünyada doğayı koruma bilinci henüz emekleme aşamasındaydı. WWF’nin sembolü olarak seçilen panda, aslında kuruluşun ruhunu çok iyi yansıtıyordu: sessiz, zarif, kırılgan ama aynı zamanda dayanıklılığıyla umut veren bir canlı. Bugün WWF, 100’den fazla ülkede aktif, 5 milyondan fazla destekçisi olan küresel bir ağ haline geldi.

Ormanlardan Okyanuslara: WWF’nin Mücadele Alanları

Ormanlar
Amazon, Kongo ve Güneydoğu Asya gibi dünyanın en kritik ormanlarında projeler yürütüyor. Amaç yalnızca ağaçları korumak değil; aynı zamanda orman köylülerinin geçimini sürdürülebilir tarım ve ormancılıkla sağlamalarına yardımcı olmak. WWF’nin öncülüğünü yaptığı FSC (Forest Stewardship Council) sistemi, dünyada orman ürünlerinin etik ve çevre dostu kaynaklardan gelmesini garanti altına alıyor.

Okyanuslar ve Tatlı Su
Denizlerdeki aşırı avlanma, gezegenin en büyük tehditlerinden biri. WWF bu nedenle MSC (Marine Stewardship Council) gibi sürdürülebilir balıkçılık standartlarını destekliyor. Tatlı su kaynaklarında ise nehir havzalarının korunması, barajların ekolojik etkilerinin azaltılması ve suyun adil paylaşımı gibi konularda çalışmalar yapıyor.

İklim ve Enerji
Paris İklim Anlaşması’nın hedeflerini destekleyen WWF, yenilenebilir enerjiye geçiş için devletler ve özel sektörle iş birlikleri kuruyor. Hepimizin bildiği “Earth Hour – Dünya Saati” etkinliği de WWF’nin küresel çapta başlattığı farkındalık kampanyası. Bir saatliğine ışıkları kapatmak, aslında daha büyük bir mesajın sembolü: Geleceğimizi korumak için küçük adımların büyük gücü.

Yaban Hayatı
Kaplanlar, pandalar, filler, gergedanlar… WWF’nin en bilinen yüzlerinden biri de bu sembol türlerin korunması. Ancak iş yalnızca birkaç “karizmatik” türle sınırlı değil; WWF, ekosistemlerin bütünüyle korunmasını hedefliyor. Kaçak avcılıkla mücadele, yaban hayatı koruma alanlarının oluşturulması ve türlerin göç yollarının güvence altına alınması bu kapsamda yürütülen projelerden bazıları.

Gıda ve Tarım
Gıda üretimi doğrudan doğayı etkiliyor. WWF bu noktada sürdürülebilir palm yağı, kakao, kahve ve benzeri ürünlerde tedarik zincirinin çevreye zarar vermeden işlemesi için standartlar geliştirilmesine destek oluyor. RSPO (Roundtable on Sustainable Palm Oil) gibi platformlarda etkin rol üstleniyor.

Şehirler ve İnsan
Artık şehirler de WWF’nin ilgi alanı içinde. Karbon ayak izini azaltan ulaşım çözümleri, enerji verimliliği sağlayan binalar ve doğa dostu kent planlamaları WWF’nin şehirlerde geliştirdiği projelerden bazıları.

WWF’nin Yöntemi: Bilim + İnsan

WWF’nin başarısı, yalnızca doğayı korumak değil, aynı zamanda insanı da bu sürecin merkezine almak. Çünkü doğa koruma yalnızca ağaçları ya da hayvanları değil, aynı zamanda insanın kendi geleceğini koruması demek. WWF projelerinde bilimsel veriler temel alınırken, yerel halkların ihtiyaçları ve yaşam biçimleri de dikkate alınıyor. Amazon ormanlarında köylülerle yapılan ortak projeler, Afrika’da sürdürülebilir tarım uygulamaları veya Asya’da balıkçılarla yürütülen çalışmalar bu yaklaşımın örnekleri.

Küreselden Yerel’e: WWF-Türkiye

Türkiye’de WWF, 1975’te Doğal Hayatı Koruma Derneği adıyla kuruldu, 1996’da ise WWF’nin resmi parçası haline geldi. WWF-Türkiye özellikle Akdeniz foklarının, deniz kaplumbağalarının korunması, orman rehabilitasyonu ve sürdürülebilir balıkçılık alanında dikkat çekici projeler yürütüyor. Türkiye’nin zengin biyolojik çeşitliliğini korumak için hem kamu kurumlarıyla hem de özel sektör ve sivil toplumla iş birliği yapıyor.

WWF’nin Önemi: Sessiz Bir Devrim

WWF’yi benzersiz kılan şey, hem yereldeki topluluklarla çalışabilmesi, hem de dünyanın en büyük şirketleriyle masaya oturabilmesi. IKEA ile sürdürülebilir kereste tedarikinde, Coca-Cola ile su kaynaklarının korunmasında, Unilever ile sürdürülebilir tarımda iş birlikleri yapması, WWF’nin farklı ölçeklerde çözüm üretebildiğinin göstergesi. Bu yaklaşım, WWF’yi sadece bir “çevreci kuruluş” olmaktan çıkarıyor; doğa, ekonomi ve insan arasındaki dengeyi yeniden kurmayı hedefleyen küresel bir aktör haline getiriyor.

Bugün hepimiz günlük hayatımızda WWF’nin mücadelesine küçük de olsa katkı sunabiliriz. Kullandığımız ürünlerin sertifikalarına bakmak, enerji tüketimimizi azaltmak, doğaya saygılı alışkanlıklar edinmek aslında bu küresel hareketin parçası olmak demek. Çünkü WWF’nin bize hatırlattığı en temel gerçek şu: Doğa olmadan biz de olmayız.

#WWF #DoğaKoruma #Sürdürülebilirlik #BiyolojikÇeşitlilik #İklimDeğişikliği #EarthHour #Ormanlar #Okyanuslar #WWFTürkiye #YabanHayatı