Türkiye’de Fakülte Kütüphanelerinin Dönüşümü

Ulusal ve Uluslararası Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme

Tolga AKAGÜN


Fakülte Kütüphanesinin Rolü: Bilginin Evi Olmaktan Bilgeliğin Yuvasına

Bir üniversitenin kalbi, çoğu zaman amfilerde değil; kütüphanenin sessiz ama üretken atmosferinde atar. Fakülte kütüphaneleri, akademik yaşamın en görünmeyen ama en dönüştürücü unsurlarıdır. Ancak Türkiye’de bu yapıların, çağın gereklerine tam olarak uyum sağlayıp sağlamadığı hâlâ tartışmalı bir sorudur. Bu yazıda, Türkiye’deki fakülte kütüphanelerini ulusal ve uluslararası örneklerle karşılaştırarak hem güçlü yönlerini hem de zayıf halkalarını değerlendirelim.


Fakülte Kütüphanesinin Rolü: Bilginin Evi Olmaktan Bilgeliğin Yuvasına

Modern anlamda fakülte kütüphaneleri artık sadece kitap saklayan değil, bilgiyle etkileşim kurulan, öğrenmeyi kolaylaştıran ve yaratıcılığı destekleyen alanlar haline geldi. Bu dönüşümün merkezinde ise üç unsur bulunuyor:

  • Fiziksel mekânın öğrenme deneyimine dönüşmesi,
  • Dijitalleşmenin bilgiye erişimi demokratikleştirmesi,
  • Akademik toplulukla etkileşim kültürünün oluşması.

Ne var ki, Türkiye’de birçok fakülte kütüphanesi hâlâ bu dönüşümün yalnızca ilk basamaklarında.


Türkiye’de Fakülte Kütüphanelerinin Genel Görünümü

Bugün Türkiye’de 200’den fazla üniversite bulunuyor; ancak bağımsız fakülte kütüphanesi sayısı toplamda 60’ı geçmiyor. Çoğu, merkez kütüphanenin bir alt birimi olarak çalışıyor; yani bağımsız bütçesi, koleksiyon politikası ya da kullanıcı odaklı etkinlik stratejisi bulunmuyor.

Aşağıdaki tablo, önceki değerlendirme kriterlerine göre Türkiye genelinde durumun özetini sunuyor:

KriterOrtalama YeterlilikAçıklama
Mimari ve Erişilebilirlik%40Çoğu bina eski tasarım; sessiz alanlar mevcut ama çok amaçlı kullanım sınırlı.
Koleksiyon Derinliği%50Bazı fakültelerde güçlü, çoğunda merkez kütüphaneye bağımlı.
Dijital Dönüşüm%35E-veri tabanları mevcut ancak yapay zekâ tabanlı sistem yok.
Kullanıcı Deneyimi%30Danışmanlık ve eğitim desteği sınırlı.
Sürdürülebilirlik%15Yeşil bina ve enerji verimliliği politikaları zayıf.
Genel Ortalama%33Gelişmekte olan düzeyde.

Bu tablo, Türkiye’de fakülte kütüphanelerinin “çağdaş kütüphane” ölçütlerini ancak üçte biri oranında karşıladığını gösteriyor. Yani bilgi var, ama yaşayan bir öğrenme kültürü henüz tam olarak oluşmamış durumda.


Uluslararası Örnekler: Sessizlikteki Liderler

Dünyada öne çıkan fakülte kütüphaneleri, yalnızca kitap sayısıyla değil; bilgiyle kurduğu deneyimsel ilişkiyle fark yaratıyor.

Ülke / KütüphaneÖne Çıkan ÖzellikTürkiye ile Karşılaştırma
Harvard Law School Library (ABD)2 milyon kitap, 100+ veri tabanı, 7/24 erişim; öğrenci danışmanlığı ve hukuk laboratuvarları ile entegre.Türkiye’de hiçbir fakülte kütüphanesi bu ölçeğe yakın değil; erişim süreleri genellikle sınırlı.
Kyoto University Forestry Library (Japonya)Ormancılık, ekoloji, GIS verileri, canlı örnek koleksiyonları ile desteklenmiş dijital katalog sistemi.Türkiye’de benzer bir yapı sadece İÜ-Cerrahpaşa Orman Fakültesi’nde kısmen mevcut.
University of Oxford Bodleian Science Libraries (İngiltere)Fakülte düzeyinde özelleşmiş; kullanıcı eğitimi, bilgi okuryazarlığı modülleri zorunlu.Türkiye’de bu tip zorunlu eğitim neredeyse hiç yok.
ETH Zürich Engineering Library (İsviçre)Tam otomatik RFID sistemi, yapay zekâ destekli kaynak öneri yazılımı, araştırmacı analitiği.Türkiye’de RFID yeni yeni uygulanmaya başladı, AI entegrasyonu yok.

Bu örnekler, kütüphaneyi bir yaşam alanı haline getiren ülkelerde bilginin nasıl insanla bütünleştiğini gösteriyor. Orada “öğrenci sessizliği” değil, “öğrenme sesi” duyuluyor.


Türkiye’den Parlayan Noktalar

Her şeye rağmen ülkemizde umut veren gelişmeler de yok değil:

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kütüphanesi, kullanıcı yoğunluğu ve e-kaynak erişimiyle model olabilecek düzeyde.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Kütüphanesi, herbaryum ve saha raporu arşivleriyle bilimsel koleksiyon anlamında özgün bir örnek.

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi (İLEF), medya ve görsel arşiv sistemleriyle dijitalleşme yolunda öncü adımlar atıyor.

Üsküdar Üniversitesi Ayhan Songar Kütüphanesi, modern mimarisi ve grup çalışma alanlarıyla “öğrenme merkezi” modeline en yakın örneklerden biri.

Ama bu örnekler yalıtılmış adacıklar gibi duruyor. Bir ulusal strateji, bir ortak vizyon henüz yok.


Neden Geri Kalıyoruz?

Merkezileşmiş yönetim modeli: Fakülte kütüphaneleri genellikle merkez kütüphaneye bağlı, bu da esnekliği azaltıyor.

Yetersiz bütçeler: Koleksiyon geliştirme veya dijital sistem yatırımları için bağımsız kaynak bulunmuyor.

Eğitim ve farkındalık eksikliği: Kütüphanecilik, hâlâ idari birim gibi algılanıyor; oysa bilgi yönetimi artık stratejik bir alandır.

Akademik kültür sorunu: Kütüphaneler “sessiz odalar” olarak görülüyor, “öğrenme laboratuvarı” olarak değil.


Geleceğin Fakülte Kütüphanesi: Türkiye İçin Bir Model

Eğer Türkiye fakülte kütüphanelerinde dönüşümü hedefliyorsa, aşağıdaki yapı taşlarını benimsemek kaçınılmaz:

BoyutÖnerilen UygulamaUluslararası Örnek
Mekânsal DönüşümSessiz alan + ortak üretim stüdyosu + dijital öğrenme odasıETH Zürich
Dijital EkosistemE-kitap, veri tabanı, açık erişim tezler + AI öneri sistemiHarvard, Oxford
Akademik DanışmanlıkAtıf yönetimi, araştırma desteği, literatür tarama eğitimleriKyoto, Oxford
SürdürülebilirlikEnerji verimli bina, güneş panelleri, kağıtsız süreçlerMelbourne University
Toplumsal KatılımYerel halk için erişim, liselere açık kaynak paylaşımıKanada – Toronto Libraries

Bu model, yalnızca bilgiye erişimi değil, bilgiyi üretme kültürünü de teşvik eder. Fakülte kütüphanesi artık bir “mekân” değil; akademik yaşamın sinir ağı haline gelir.


Bilgiyi Depolamak Değil, Yaşatmak

Bir kütüphane, raf sayısıyla değil; insanlara dokunduğu zihin sayısıyla ölçülür. Bugün Türkiye’nin fakülte kütüphaneleri bu potansiyeli taşıyor, ama çoğu hâlâ sessiz birer depo gibi kalıyor.
Oysa dünya artık “bilgi sessizliğini değil, öğrenme yankısını” yaşıyor.
Gerçek ilerleme, sadece kitap satın almakla değil; o kitapları yaşatan bir kültür yaratmakla mümkün.

Bu yüzden yeni dönemde hedef şu olmalı:

“Kütüphaneler artık bilgi saklamasın, bilginin yeniden doğduğu yer olsun.”