Tolga AKAGÜN

Fakülte Kütüphanesinin Rolü: Bilginin Evi Olmaktan Bilgeliğin Yuvasına
Bir üniversitenin kalbi kütüphanesidir. Kimi zaman sessiz bir salonun ortasında açılan bir kitapla, kimi zaman tozlu bir rafın arkasında bekleyen bir dergide saklıdır bütün o bilgi birikimi. Ama artık bu kalp, birçok yerde yorgun atıyor.
Bugün Türkiye’deki birçok üniversite kütüphanesi, bilgiye erişim çağında ironik biçimde kaynak, mekân ve teknoloji yoksunluğuyla mücadele ediyor.
Yeni yayınlar alınamıyor, mevcut sistemler güncellenemiyor, bazı binalar ise öğrencilerin 1990’lardan kalma sandalyelere oturduğu, priz bulamadığı, sessizliği bile yitirmiş alanlara dönüşmüş durumda.
Oysa bilgi çağının hızında, kütüphaneler sadece kitap saklayan yerler değil; üreten, paylaşan, yenilik doğuran merkezler olmak zorunda.
Bir Kütüphane, Bir Ekosistemdir
Kütüphaneler artık yalnızca “koleksiyon” değil, öğrenci, öğretim üyesi, araştırmacı ve toplum arasında köprü kuran bilgi ekosistemleridir.
Ancak bu ekosistem, yeterli kaynak sağlanamadığında kurumun diğer tüm damarlarıyla birlikte zayıflar.
Birçok üniversite kütüphanesi, bütçe sınırlamaları nedeniyle temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hâle geldi:
- Yeni yayın alımı kısıtlı,
- Veri tabanı erişimi sınırlı,
- Fiziki bakım erteleniyor,
- Dijital dönüşüm için altyapı desteği yetersiz.
Bu tabloyu değiştirmek ise yalnızca finansal değil, yönetimsel bir vizyon meselesidir.
Kaynak Sorununa Karşı Stratejik Akıl
İlk adım, kütüphaneyi bir “harcama kalemi” olarak değil, yatırım alanı olarak görmektir. Çünkü bilgiye yapılan yatırım, dolaylı olarak araştırma kalitesini, öğrenci başarısını ve üniversitenin saygınlığını besler.
Peki çözüm ne olabilir?
Konsorsiyumlar ve Paylaşımlı Kaynaklar:
Üniversiteler, ANKOS veya EKUAL gibi ağların ötesinde, bölgesel konsorsiyumlar oluşturabilir.
Elektronik kaynak, yazılım, hatta teknik destek paylaşımıyla maliyetler büyük oranda düşürülebilir.
Alternatif Finansman Modelleri:
TÜBİTAK, Horizon Europe, UNESCO ve yerel kalkınma ajansları gibi fonlar yalnızca laboratuvarlar için değil, bilgi altyapısı projeleri için de kullanılabilir.
Ayrıca mezun dernekleriyle “Kütüphane Destek Fonu” oluşturmak, sürdürülebilir bir gelir kanalı yaratabilir.
Açık Erişim ve Dijital Arşivler:
Üniversiteler kendi ürettikleri bilgiyi açık erişimli platformlarda toplamalı.
Böylece yalnızca kütüphane değil, üniversite markası da görünürlük kazanır.
Fiziksel Dönüşüm: Betonun İçine Nefes Katmak
Bir kütüphane, sadece kitap raflarının değil, insanın merkezde olduğu bir mekândır.
Ne yazık ki pek çok üniversitede, kütüphaneler artık çağın ihtiyaçlarına yanıt veremeyen binalarda faaliyet gösteriyor. Yetersiz aydınlatma, havasız ortamlar, ergonomik olmayan oturma düzenleri, yetersiz priz sayısı ve erişilebilirlik eksiklikleri… Bunların her biri öğrenme deneyimini sessizce baltalıyor.
Artık yeni bir anlayışa ihtiyaç var:
“Sessiz bilgi mekânı” değil, “canlı öğrenme ortamı.”
Kullanıcı Merkezli Tasarım
Kütüphaneler; sessiz çalışma, grup tartışma, dinlenme ve yaratıcı üretim alanlarını bir arada barındırmalı. Açık ışık, doğal hava, bitkiler ve sıcak renkler öğrenciyi daha uzun süre içeride tutar. Finlandiya’daki Oodi Kütüphanesi bunun en ilham verici örneklerinden biridir:
Öğrenci, kitap okumak kadar fikir üretmek için de o mekâna gider.
Akıllı Altyapı
IoT sensörleriyle iklimlendirme, RFID sistemleriyle otomatik kitap takibi, mobil rezervasyon sistemleriyle masa planlaması artık ulaşılmaz teknolojiler değil. Enerji tasarruflu LED aydınlatma ve güneş panelleri, hem sürdürülebilir hem bütçe dostu çözümler sunar.
Erişilebilirlik
Her bireyin bilgiye ulaşma hakkı vardır. Engelli öğrenciler için rampa, Braille yönlendirmeler, işitme destek sistemleri ve geniş koridorlar olmazsa olmazdır. Bu düzenlemeler yalnızca bir “fiziksel gereklilik” değil, etik bir sorumluluktur.
Kütüphane Personeli Geleceğin Bilgi Mühendisidir
Bir kütüphaneyi modernleştiren yalnızca bina veya bütçe değildir. İnsandır. Yeni dönemde kütüphaneci, yalnızca kitap kataloglayan değil;
veri analizi yapan, dijital arşiv yöneten, araştırma süreçlerine rehberlik eden bir bilgi yöneticisidir. Bu nedenle personel için sürekli mesleki eğitim, yapay zekâ destekli sistemler ve kullanıcı deneyimi odaklı yaklaşımlar desteklenmelidir.
Üniversiteler bu dönüşümü teşvik etmek için, personelini sadece teknik anlamda değil, vizyoner bir bakışla güçlendirmelidir.
“Bilgi yöneticisi” kavramı, 21. yüzyıl kütüphaneciliğinin en kritik tanımıdır.
Yeşil Kütüphaneler, Yeşeren Zihinler
Dijitalleşme, fiziksel kütüphanelerin önemini azaltmadı; tam tersine, yeniden tanımladı.
Bugünün kampüslerinde yeşil kütüphane konsepti öne çıkıyor:
- Geri dönüştürülmüş mobilyalar,
- Enerji verimli sistemler,
- Açık hava okuma alanları,
- Bitkisel duvarlar,
- Sessiz ama canlı çalışma köşeleri.
Bunlar yalnızca estetik değil; sürdürülebilirliğin de sembolü.
Çünkü bir üniversitenin geleceği, onun kütüphanesinde saklıdır. Hem fikren hem fiziken.
Bir Dönüşümün Haritası
| Stratejik Alan | Hedef | Göstergeler |
|---|---|---|
| Koleksiyon Geliştirme | Yeni yayın oranını %15 artırmak | Yıllık kitap/dijital kaynak alımı |
| Dijital Arşiv | Açık erişimli veri tabanı oluşturmak | Tez, makale ve rapor yükleme sayısı |
| Fiziksel Yenileme | Ergonomik mobilya ve LED sistem | Kullanıcı memnuniyet oranı |
| Erişilebilirlik | Engelli bireyler için tam erişim | Görme/işitme desteği uygulama oranı |
| Sürdürülebilirlik | Yeşil kütüphane sertifikası almak | Enerji tüketiminde %30 azalma |
Sessizliği Yeniden Duyurmak
Bir kütüphane, sadece bilgi değil; sessiz bir medeniyetin mirasıdır.
Sayfaların arasında yankılanan o sessizlik, aslında bir toplumun düşünme kültürünün sesidir.
Bugün bu sessizliği yeniden duyabilmemiz için,
üniversitelerin kütüphanelerine sadece bütçe değil, vizyon ayırması gerekiyor.
Kütüphane, duvarlar arasında hapsedilmiş bir oda değil;
geleceğe açılan en sessiz ama en güçlü kapıdır.

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.